Aylık arşivler: Mart 2013

Ahmet Karayün – Dokuz

Ahmet KARAYÜN’ün “DOKUZ” adlı romanından.

…Kanıyorum bak, her yanım kızıl kan içinde.
Kanıyorum gördüğüm o düşe hemen, her seferinde.
Oysa hiç kanamıyorum o eşsiz gülüşüne.
Ne kanmak düşlerime ne kandırmak kendimi ne de kana kana doymak sana… Eviriyorum, çeviriyorum koskoca bir hiçlik elimde…

***
“Süveyda” diye mırıldandı. “Demek ki kalbine koskoca dokuz yıldan sonra soktun beni. Benim siyah gül tutkumun Süveyda olduğunu anlaman için koskoca 9 yıl geçmesi mi gerekliydi? Evlenmemizin üzerinden çok da zaman geçmeden evvel anlamıştım gerçek aşkın ne olduğundan habersizliğini. Evlenmeden önce kalbinde gördüğüm o küçük siyah noktayı büyütmeni, beni oraya koymanı bekledim hep. Süveyda nedir, bilir misin Samir? Süveyda, siyah küçük bir noktadır ki, insan karşısında ki kişiye gerçekten sevgi duyduğu an kalbine düşer bu kara leke. Kandaki siyah bir pıhtıdır Süveyda; Hem maddi hem de uhrevi âlemin tümünü kuşatan bir öz ve insanın varlığının bir hakikatidir. Nasıl ki, bir meyve çekirdeği özünde ağacını barındırıyorsa, şu Nokta-i Süveyda adı verilen kara leke de kâinatın özünü barındırır içinde. İnsanlar bilmese de dünya sevgi üzerine kurulmuştur ve bir insan âşık olduğunda kalbine düşen o süveyda, suya damlatılan mürekkep gibi çözülür; Yavaş yavaş büyür ve tüm benliğini kaplar. İşte insanın bedenine yayılan o kara lekeye Kara Sevda denir ve bu hastalığa tutulan ruh ve beden savunmasız hale gelir. Odur ki sevgide azalma olduğunda bu leke küçülür, küçülür ve zamanla iyiden iyiye yok olur. Kara sevda bu kara lekeden gelir ve hatta Mecnunun körlüğü, kalbini kaplayan o kara süveydadan bilinir. Hayatındaki varlığım tehlikeye girdiğinde beni ne kadar sevdiğini anladın ve kalbinde ki o lekeyi çok kısa zamanda büyüttün. İşte bu siyah güller de rengini o kalbinde ki süveydadan aldı. Kalbindeki aşkımdan rengini alan bu siyah güllerin yalnızca bir matem çiçeği oluvermesi ne acı değil mi? Oysaki senin ellerinden almayı dilediğim bu güllerin aşkımızın nişanesi, mutluluğumuzun mührü olmasını isterdim.”

Silüet YORUM (Konuşan Kitaplar İle Blog Turu)

 Silüet’i incelediğimiz blog turumuzun ikinci gününde herkese merhaba! Blogumda kitap yorumumu okuyabilirsiniz. Ön okuma, alıntılar ve daha fazlası için diğer blogları ziyaret etmeyi unutmayın 🙂

Yorum: Kapağını gördüğümde  büyülendiğimi ve içeriğinin nasıl olduğu konusunda meraklı olduğumu söylemiştim ama okurken bir türlü kendimi kaptıramadım. Bunun en büyük sebebi  sunulan dünya tam olarak anlatılmamasıydı. Kahramanımızın ağzından dinlediğimiz kitapta bize olayları aktaran kişinin bir şeyler bilmesi ama biz okuyuculara heyecan yaratmak için uzun bir süre sonra söylemesi bende heyecan yaratmak yerine kitaptan kopmama sebep oldu.

 Kitabımızın konusundan bahsetmeyeceğim. Çünkü daha öncede dediğim gibi kahramanın bildiği şeyleri sonradan öğrendiğim için hangi konu nerede anlatıldı ne oldu karıştı, kafam allak bullak oldu. Size yalnızca kurt sürüsüyle ilgili bir konusunun olduğunu söyleyebilirim.

 Karakterleri inceleyecek olursak geri dönüp baktığımda hiçbir karakteri sevemedim. Özellikle kahramanımız Calla benim en nefret ettiğim karakterdi. Alfa olmasına rağmen sürekli ‘Ben bilmem, beyim daya iyi bilir’ havalarında gezmesi sinir bozucuydu. 

 Kısacası ben bu kitabı sevemedim.Ama nefret ettiğimi de söyleyemem. Okumasam bir şey kaybetmezdim.


PUANIM:

Kitabı Okurken Dinlediğim Şarkı:

 Tur Takvimi:
29 Mart 2013

Yazar Tanıtım – Kitap Telvesi
Kitap Tanıtım – Kitap Aşığı
Ön Okuma ve Trailer – Kitap Sayfaları
Silüetten Önce – Tugcenin Kitaplığı

30 Mart 2013

Alıntılar – Kitap Avcısı ve Maria Puder Ölmedi
Kitap Çekilişi – Kitaplarım ve Ben
Film olsaydı Kimler Oynardı? – Küçük Kızın Büyük Kütüphanesi
Ya Sonra – Kördüğüm Hayaller
Kitap Yorumu – *9 Blog Birden