Aylık arşivler: Ağustos 2012

CAN DÜNDAR – AŞKA VEDA

Merhabalar;
Can Dündar’ın son dönem çıkan ve ilk baskı da 100 bin adet basılan “Aşka Veda” kitabını, ben de geçen günlerde edindim.
Arka kapak yazısına göz atalım önce; 

“Nostaljik bir mazi güzellemesi yapmak istemem,” diyor Can Dündar, zindana dönüşen, koyu bir karanlık olan 70’lerdeki ilişkileri anlattığı yazısında: “Ama aşkın ha babam ertelendiği o kanlı karanlıkta bile, en dayanışmacı ve masum yanları saklıydı insanoğlunun…” Aşka Veda Can Dündar
“Şimdi bakıyorum da, umursamaz kalabalıklarda metruk bir yalnızlık yaşıyor neslim…”

Aşka Veda, Can Dündar’ın aşka dair yazılarını bir araya getiriyor. Körkütük, sırılsıklam aşkları, özlemi, yalnızlığı, ayrılığı ve terk edilme acısını; “kâh içten içe kabaran kâh gürül gürül çağlayan o deli nehri,” anlatıyor.
Siyasetten ve popüler kültürden kadın ve erkeklerin zaman içinde değişen yüzlerine bakıyor. “Söylenmemiş o iki sözcük yüzünden heba olup gitmiş” nesiller ile nihayet kavuşan ama mutsuz mu mutsuz olan günümüz gençliğini karşılaştırıp şiirini kaybeden zamane ilişkileri sorguluyor. Şehvet sevdadan soyunduğunda, Eros okunu kırdığında, piyasa duruma el koyduğunda aşkın nasıl can çekişmeye, körelip çirkinleşmeye başladığını sergiliyor.
Hazsız evliliklerden evliliksiz hazlara, sekssiz aşktan aşksız sekse; ateşten gömleği gönüllü giyenlerden, aşkını kariyerine feda edenlere geçişin izini sürüyor. Aslında bir türlü veda edemediğimiz, her daim ihtimal dahilinde olan aşkı anlatıyor Can Dündar, Aşka Veda’da.
Ve olası bir sevda kuraklığı tehlikesine karşı, okurları uyarıyor…”
Can Dündar, çizgisini, duruşunu her daim beğendiğim bir yazar olmuştur. Yazılarını da hep severek okumuşumdur. Ancak “Aşka Veda” beni hayal kırıklığına uğrattı…
Dündar bu kitabındaki toplama yazıları ile bizlere bizim bildiklerimizi bir kez daha hatırlatırken, belleğimizi yeniliyor. Son dönemlere ait pek çok magazin tartışmaları, kitleleri peşinden sürükleyen diziler, metroseksüeller ve überseksüeller, Viagra’nın icadı ile kendini yeniden gencim zanneden altmışlık dedelerin genç kızlar peşinde sevdalanıp, gülünç hallere düşmeleri, Ece Erken-Erdinç Acar çiftinin bir dönem yaşadığı lazer hadisesi, Muazzez Ersoy’un banyosunda aşka son verişi ve daha nicesine dair kısa yazılar yerini alıyor kitapta…
Aşka Veda’da yazarın “Yarim Haziran” ve “Kırmızı Bisiklet”indeki  tadı bulamadım maalesef… Zaten bir çok magazin olayının ana haber bültenlerinde bile yer alıp hayatımızı kuşattığı dönemde;  pek magazin aşkı tarihe çoktan karışıp tarafların başkalarıyla ilişkileri ayyuka çıkmışken; okumak pek de keyif vermedi.. Aşka Veda  bana damağımda kalan eski Can Dündar tadını vermedi.  
Yazarın kullandığı üslup ve dile söylenecek bir şey yok elbette.. Son derece akıcı, gereksiz benzetmelerden arınmış temiz bir dil kullanmış yazar; günümüz aşklarını sorgularken…
Sıcak yaz günlerinde sıkmayan üslubuyla okunabilir bir kitap olmuş yine de… Sarı Zeybek, Lüsyen tadını arayanlara yetmese de…. 
Yeni kitaplarla görüşmek dileğiyle… 
SEVGİLER..